AwazaCiwana  
Awazaciwana Özel Hat
Basindan Secme

A.Öcalan

BAsindan

Anma

Cihan celik

Radyo Giris

Awazaciwana Özel Konu Ve Duyurular

Forumdan Güncel Duyurular

Radyomuzu Faliyete Gecirmek icin Djlikten Anliyan Ve Hevesli Olan Arkadaslarin Destegini Bekliyoruz İletisim iCin Msn Adresini Ekleyin : rodi@ozgurtutsak.com Sitemize Mod Alimlari Yapilacaktir İlgilenen Arkadaslari Aramizda Gormek İsteriz Basvuru icin iletisim Msnini Ekleyin


Özgür Tutsak ~ Awaza Ciwana | 

Geri git   AwazaCiwana > Kurdistana Özel > Geriladan Yazilar

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 07-11-2009, 08:56 PM
seyidxan47 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Administrator
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 3,218
Tecrübe Puanı: 10
seyidxan47 is on a distinguished road
Toplam Online Süresi: 3 Ay 21 Saat 35 Dakika Henüz Yok
Standart Doğa ana can çekişiyor

DOĞA ANA CAN ÇEKİŞİYOR

Bese Erzincan

Güzel bir dünyada yaşama istemi her insanın hayali. Fakat bu güzel duygulara rağmen neden bu kadar toplumsal bunalım yaşıyoruz? Neden günlük yaşamın anlık suretlerindeki resimlerimiz bunun üreticileri olmaktan öteye gidemiyor?
Toplumsal krizlerin dayanılmaz boyutu her tür çelişkinin, kendini daha belirgin kılmasını beraberinde getiriyor. Öncesinde doğallaşan eşitsizlikler, dengesizlikler artık bir bir sorgulanıyor. Daha dengeli, uyumlu, adaletli, zengin yaşam biçimleri isteniyor. Yüzyıllar boyunca hep tekrarlanan, beyinlerimize kodlanmış ve sanki ilk defa yaşanıyor hissini veren kandırmacı düşünce, davranış biçimlerine inançsızlık tahmin edilenin üstünde. İnsanlık tam bir boşluğa düşmüş gibi. Yeni olan, başarıya götürecek olan nedir? Tartışılıyor.
İnsanlığın kendine yabancılaşması, bunalımlarımız kadından ve doğadan kopuşla gerçekleşmiştir. Kendini bulma ise kadın ve doğa ile buluşma sonucunda mümkün olabilecektir.
Bugün biz insanlar, doğanın bir parçası olduğumuzu hatırlıyor muyuz?
Neden sevgisiz, aşksız kaldık?
Neden her şeyin çıkara dönüştüğü, derin dostlukların oluşmadığı, karşılıklı dayanışmanın, iyilikseverliğin unutulmaya yüz tuttuğu bir toplum olduk?
Yeşilliklerin içindeki menekşelerin sarhoş edici kokusunu unutalı ne kadar zaman oldu?
Neden analarımıza, atalarımıza yabancılaştık?
Çocukluk hayallerimiz sisli perdelerin ardında kalmadı mı?
Gerçeklikler adı altında biz var olanı hep kabullenmedik mi?
İsyancı duygularımız her geçen gün gereklilikler adı altında körelip gitmedi mi?
Çıplak ayaklarımız altında toprağı hissedişin hazzını neden küçümsüyoruz?
İktidara, yetkiye, paraya bir sevgiliye koşarcasına gitmedik mi?
Ona koşarken sahtece kendimizi kandırıp, her gün kendimize yabancılaşıp, sisteme benzeşmedik mi?
Güllerin, çiçeklerin arasında dinginliği bulamayalı ne de çok oldu?
Neydi bizi mutluluktan, hazdan uzak koyan? Yaratıcılığın, parlak fikirlerin ortaya çıkmaması neden?
Neden doğa anaya doyasıya, içtenlikle sarılamıyoruz?
Daha soramadığımız binlerce soru ve cevabını vermeye korktuklarımız...
Evrenin doğal, ahenkli, zengin bir işleyişi var. Bunu gözetmeden insanoğlunun yaptığı her tahakkümcü müdahale uzun vadede yeryüzündeki tüm canlılara kötülük olarak geri dönüyor. Hiyarşik zihniyetin her yüzyıl gelişimi derinleşmesi ve kurumlaşması ile sanki değişmez kurallarmış gibi doğaya ve kadına düşmanlık at başı koşturmuştur. Bu zihniyettendir ki, doğa anamız belleklerimizde “vahşi doğaya” dönüştü. Oysa insanlığın toplumsallaşması doğaya ve kadına yakınlıkla gelişmişti. Onlardan uzaklaşma ise tüm felaketlerin kaynağı oldu. Doğa-kadın ayrılmaz ikililiğinin bozulması ile yaşamın çoraklaşması, teknikleşme, duygudan yoksun salt akılcılık gelişti. İnsanlar sevemez oldu. Toprağa sımsıcak uzanmanın keyfi de unutuldu. Günümüzde yaşam dijital hesap makinelerinin ve bilgisayarların ekranlarındaki simgelere dönüştü. Renksiz, çeşitsiz, coşkusuz, kahkahasız toplumlar olmayı kanıksar olduk.
Özgürlükçü hareketlerin sıklıkla “doğaya dönüş, anaya dönüş” kavramlarını tartışması boşuna değil. İnsanlık yana yakıla kaybettiklerinin arayışında. Hayatın en temel yaşam damarları bu kadar kullanılıp paçavra gibi bir köşeye atılmayı tabii ki affetmez. Sahip olma duygusu ile bezenmiş, hep daha fazlasını isteyen düşüncelerden kirlilik akar.
Kapitalist kar zihniyeti hayat ağacımızın köklerine dinamit koymaya çalışıyor.
Kadın süs eşyası durumuna düşürülmüş, yaratıcı zekası dondurulmuş.
Bedeni doğanın parsellenmesine benzer parça parça bölünüp satıla satıla tanınmaz hale gelmiş Namus cinayetlerinin, törelerin, geri geleneklerin ve şiddetin hedefi.
Güzelim doğa parçaları ****l yığınları ile dolduruluyor.
Gökyüzünün maviliği fabrika bacalarının dumanıyla kararmış.
Ferahlatan rüzgarlardan eser kalmadı.
Yeryüzündeki sular kirli atıklarla dolmuş.
En kölece yaşam tarzı özgürlük diye yutturulmuş.
Dünyamız giderek yaşanılamayacak durumda.
Ekolojik ve toplumsal krizlerle doğa ve kadın nankör insanlara gerekli cevapları vermek zorunda kalıyor. Ekolojik felaketler dayanılacak boyutları aşmış durumda. Egemenlikçi zihniyet al aşağı ettiği kadın kültürünün mirası ile hoyratça har vurup har savuruyor. Salt tüketime dayalı yaklaşım sonucunda insanlığa verilebilecek bir şey kalmadı.
Kadın ve doğanın posası çıkmış durumda.
Doğa ve kadın insanlıktan saygı ve değer görmek ister. Aklın yanında sezgili duyguların da yaratıcı, canlandırıcılığını hissettirirler. İnsanın her şeyi kendine tabii kılma istemi yaşamı fakirleştirir. Her varlık evrenin bütünlüğü içinde hak ettiği yeri bekler. Hak ettiği yeri aldıkça da insanlığın yaşamını güzelleştirir, zenginleştirirler. Çeşitlilikler, farklılıklar insanların seçme gücünü arttırır. Yaşam kalitesini yükseltir. Özgür yaklaşım yaratıcılığın en temel yanını oluşturur. Kutsallık derecesindeki birliktelikler, uyumlar, kendini ve karşındakini tanımlama ile mümkün olabilir.
Doğa-insan arasında olduğu kadar, insanların kendi aralarındaki ilişkilerde de bu geçerli olmaktadır.
Bugün insanlığın geldiği durumu gören bilinçli kişiler, toplumsal sorumluluklarını hayatı yeniden yapılandırma işleri ile uğraşarak gerçekleştirmek istiyorlar. Salt bireysel var oluş, özgür birey olma idealimiz toplumdan kopuk mümkün görünmüyor. Temel toplumsal konularda doğrudan görüş belirtme mekanizmalarını yaratma, doğrudan demokrasinin birimlerini oluşturma, bunların içinde yer alma hayati önem taşıyor. Bir dizi sivil toplum kuruluşları, örgütlenmelerle, birleşik çabalarla güç oluşturulabileceğinin farkındalar. Bunun değerli çabalarını gösteriyorlar. Devletin el atmadığı konularla ilgileniyorlar. En temelde boşlukları doldurup, toplumun hayati ihtiyaçlarına cevap veriyorlar.
Analarımızdan kalma duyguların diline kulak vermek, onu yorumlayabilmek yaşamın içine her geçen gün daha da korkmadan serpiştirebilmek ne de maharet ister.
Kadın özgürlüğü sorununun köklü çözümü, cins bilincini geliştirip, salt kadın sorununa cevap vermeye yönelik örgütlenmeler geliştirmekle mümkün görünmüyor. Bunu da kapsayan ekolojik bir toplumu yaratma çabaları bizleri daha renkli, uyumlu bir dünyaya, çözümleyici bir yaklaşıma götürebilir. Yaşadığımız güncel sorunlardan bile yola çıkıldığında bütünlüklü ele alış tarzını yakalamamız şart. Yoksulluk, işsizlik, kimliksizlik, çevre sorunları da önemini koruyor. Kadın hareketleri toplumsallaşmak istiyorlarsa somut projeler temelinde çalışmak kadar; her konuya ilişkin sağlam bir bakış açısını da kazanmaları gerekiyor. Kadın düşünsel ve pratik olarak özgürlükçü yeni zihniyeti yakaladıkça çığır açacaktır. Kadınlar özgürlük probleminin çözümüne yönelik yaklaşımını ve pratiğini derinleştirdikçe doğal insana, içimizdeki çocuğa ulaşabileceklerdir.
Doğa anamız, gönül gözümüzle bakmasını öğrendikçe kurtulacaktır.

__________________
[Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.]



“ Şehitlerimizin her biri bir parça vatan, her biri bir kahraman...onlar, özgür Kürdistan’ın vatanın çiçekleridir...Onlar, yeni özgür toplumda bir gül gibi dipdiri yasayacak, kıpkızıl bir gül gibi toplumun her bir köşesini süsleyecek ve özgürlük ateşinin sürekli aydınlatan alevleri olacaklar...”
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
ana, çekişiyor, doğa

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
insan ve doğa RoDi-KüRDiSYaN M-N - Stranên Kurdi 0 07-10-2009 08:59 AM


Dem ji bo me ne giringe ji ber ku em xwe hertim dighînine demê


Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Biji Kurd u Kurdistan
Sitemap
1, 2, 6, 7, 8, 106, 12, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 117, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 79, 82, 83, 84, 85, 122, 96, 94, 95, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 128, 118, 119, 120, 121, 123, 124, 125, 127, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 149, 150, 171, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 148, 199, 200, 201, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 172, 173, 178, 175, 174, 176, 177, 183, 179, 180, 181, 182, 184, 185, 186, 187, 189, 190, 188, 191, 193, 192, 194, 195, 196, 197, 198, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216,