Awazaciwana Özel Hat
Basindan Secme

A.Öcalan

BAsindan

Anma

Cihan celik

Radyo Giris

Awazaciwana Özel Konu Ve Duyurular

Forumdan Güncel Duyurular

Radyomuzu Faliyete Gecirmek icin Djlikten Anliyan Ve Hevesli Olan Arkadaslarin Destegini Bekliyoruz İletisim iCin Msn Adresini Ekleyin : rodi@ozgurtutsak.com Sitemize Mod Alimlari Yapilacaktir İlgilenen Arkadaslari Aramizda Gormek İsteriz Basvuru icin iletisim Msnini Ekleyin

Geri git   Kürtçe Müzik İndir ,Kürtçe Klip İzle, Kürtçe Mp3 İndir, Stranên Kurdi, Muzika Kurdi, Foruma Kurdi, Hunermendên Kurd, Çirokên Kurdî, Kurtce Forum, Kürtçe Dil Dersleri, Kürtçe Tercüme,Malpera Muzika Kurdi,Pkk,Gerilla,Apo,Resimler,hpg,hpgbim,kurdistan,kurdi,kurmanc,Diroka kurdistan > Kurdistana Özel > Foruma Azad / Serbest Konular
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 08-30-2009, 03:57 PM
seyidxan47 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Administrator
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2,836
Tecrübe Puanı: 10
seyidxan47 is on a distinguished road
Toplam Online Süresi: 2 Ay 4 Hafta 14 Saat 43 Dakika 6 Saniye
Standart Diyarbakır Zindanı

sergi: “Büyük Kapatma”
Zülfikar Tak "Karakalem Çalışmaları" Sergisi



Karşı Sanat Çalışmaları, 10 - 18 Eylül 2007 tarihleri arasında 12 Eylül - Diyarbakır 5 No'lu Askeri Cezaevi gerçeğini sergileyen "Büyük Kapatma" Zülfikar Tak Karakalem Çalışmaları sergisine ev sahipliği yaptı.

***
Türkiye'nin 27 yıllık kabusu,
12 EYLÜL KARANLIĞI YIRTILSIN!

Türkiye 27 yıldır 12 Eylül kabusunu yaşıyor. Ülkenin kararan ufkunun açılması, halkımızın, barışçı, demokratik, özgürlükçü bir Eylül sabahına uyanması için bu kabusla yüzleşmek zorundayız.

Türkiye, "süren 12 Eylül" ya da "sürekli darbecilik" haliyle hesaplaşmak zorundadır. Türkiye'nin önünü 12 Eylül 1980 darbesiyle kesen darbeciler, darbe yapmakla kalmadı. Darbe rejimi, 20 yılı programlayarak, darbe rejimine hayatın her alanında yerleşik bir kimlik kazandırdı. Böylece Türkiye yeni zamanları ya da 2000'li yılları "sürekli darbecilik" haliyle karşıladı.

Geleceğimizi bu kabustan kurtarmanın tek yolu; 12 Eylül karanlığının yırtılmasıdır.



Sergiden...



Polis sorgusundan sonra tutuklanıp cezaevine getirilen tutukluların iradelerini kırıp teslim almak için Diyarbakır cezaevinde yapılan ilk uygulama; “HOŞGELDİN TÖRENİ”



Tutuklulardan oluşturulan insan piramidini gardiyanlar cop ve kalaslarla yıkmaya çalışır, işkenceye dayanamayan tutuklular birden üst üste beton zemine çakılır.



Tutuklular üst üste yığın gibi atılarak Atatürk’ün Kocatepe’ye çıkışı canlandırılır.



KANTAR. Havalandırmaya çıkarılan tutuklulardan en iri ve güçlüsü gardiyan tarafından kantar olmakla görevlendirilir. Kantar görevini yapan tutuklu sırasıyla gelip önünde sırt üstü uzanan tutukluyu cinsel organından tutarak havaya kaldırmaya çalışır ve o kaldırma esnasında gardiyana dönerek “falan kişi bu kadar kiloyla emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım” diye tekmil verir.




KERVAN. Askeri eğitim için havalandırmaya çıkarılan tutuklulardan kervan oluşturulur. Kervan dört kategoriye bölünür a)deve, b)insan, c)eşek, d)köpek.



KUYRUKLU KÜRT. Sıvı yağla yağlanmış jopun tutuklunun makatına sokulması biçiminde tecavüz edilir, jopun dışarıda kalan kısmı kuyruğu andırması nedeniyle bu tecavüz ya da işkence biçimine “Kuyruklu Kürt” denilmiştir işkenceciler tarafından. (Resmin alt köşesinde görülen kişi D.Bakır cezaevindeki vahşetin mimarı olarak tarihe geçen Esat Oktay Yıldıran’dır).





Teslim alınıp koğuşlara götürülen tutukların ihanete gitmeleri için işkenceler en üst boyutta uygulanmıştır. “Ya bok ya da kuzu” işkencesi en çarpıcı işkence yöntemlerinden birisidir. Havalandırmaya çıkarılan tutukların ellerine birer servis tabağı verilerek kapağı açılan foseptik çukurunun önünde sıraya dizdirilir. Herkes foseptik çukurunda birikmiş insan dışkısını tabaklarına koyup yemek zorundadır. Bunu yapmayan tutuklular ise üstüne “kuzu yazdıkları kalas ve sopalarla dövülerek işkenceye tabi tutulurlar.




Havalandırmaya çıkarılan tutukluların elbiselerinin alt kısmı çıkartılarak bellerini bükerek ileriye doğru uzanmaları emredilir. O pozisyonda tutukluların makatına birer sigara yerleştirilerek yakılır, sigara bitinceye kadar o pozisyonda tutuklulara havalandırma turu attırılır.




RANZA ALTI. Koğuşta bulunan onlarca tutukluya aynı anda, keresteden yapılmış ranzaların altına girmeleri için “ranza altı ol” talimatı verilir. Can havliyle kendilerini ranzaların altına atmaya çalışan tutukluların dışarıda kalan yerlerine üzerinde “koçum benim”, “kuzu”, “yavrum ye beni”, “okşa beni”, “kara bela” gibi ifadeler bulunan kalas ve sopalarla işkence edilir.




PASPAS. Onlarca metre uzunluğundaki ana maltada kilolarca deterjan suyla karıştırılarak köpük haline getirilir ve dört tutuklu sırt üstü bu köpüğün içinde yere yatırılır. Dört tutuklu da yere uzanan tutukluların ayaklarından çekerek maltayı baştan başa dolaştırılıp temizlik yapmaya çalışır.



Tutuklular baş aşağı pozisyonda, ayaklarından biri merdiven parmaklıklarına diğeri de kapı mazgalına zincirlerle bağlanarak gerdirilir, gerdirilen tutukluya gardiyanlar tarafından üzerinde “okşa beni” yazısı olan kalaslarla işkence yapılır.




PROVA. Gece yarısı yataklarından kaldırılan tutuklular teker teker kapı dibinde kurulan masanın önüne getirilir. Tutukluya Diyarbakır askeri mahkemesinin hazırlamış olduğu PKK Ana dava iddianamesinde yazılı olan suçu okunduktan sonra merdiven parmaklıklarına bağladıkları ipi boyunlarına geçirmek için boş meyve sandıklarının üstüne çıkarılır, gardiyanlardan birinin boş kasaları tekmelemesiyle birlikte tutuklu ipte asılı kalır. Kapı mazgalından bakan “Minik Asteğmen”in işaretiyle asılı olan tutuklu ipten kurtarılır.




Görüş sırasında hem tutuklular hem de ziyarete gelen aileleri her iki taraftan gardiyanlar tarafından denetlenir ve tartaklanır. Kürtçe konuşmak kesinlikle yasaktır. Yan duvarda “Türkçe Konuş Çok Konuş” yazısı vardır.




Mahkeme salonunun cezaevi koğuşu ya da havalandırmasından tek farkı tutukluların mahkeme salonunda oturarak işkence görmesidir.





1981 ölüm orucu, 43 gün sürdü. Ali Erek bu eylemde işkence edilerek katledildi.




DÖRTLERİN EYLEMİ.




MAZLUM DOĞAN'IN NEWROZU




1983 Eylül direnişi




1984 ocak direnişi, sinema salonunda tektip elbise giydirme işkencesi.




YILMAZ DEMİR'in 1984 direnişinde gerçekleştirdiği eylem. Yılmaz Demir eylem yerinde “Özgürlük için savaşmayana özgürlükçü denmez” ibaresiyle sona eren bir not bırakmıştı.




1984 Ocak direnişini kırmak için kapıdan giremedikleri için çatıdan saldıran askere karşı tutukluların sergiledikleri kahramanca direniş.

1984 Ocak direnişi boyunca NECMETTİN BÜYÜKKAYA, ORHAN KESKİN, CEMAL ARAT, YILMAZ DEMİR, REMZİ AYTÜRK isimli tutuklular yaşamlarını yitirdi.




Hücrede (35.koğuş) 1984 ocak direnişi ve bu direnişe tazyikli suyla yapılan müdahale.


cezaevinde kurt köpeğiyle işkenceler uygulayan binbaşı. esat oktay yıldıran, 12 Eylül’ün askeri darbe döneminde türkiye’deki cezaevlerinde, demir parmaklıklar arkasında yaşanan insanlık dışı ağır uygulamaların, trajedilerin, korkuların –işte bu korku, 1984 ile başlayan, 1990’lı yıllarda toplumsal genele yayılan kurt isyanının, 12 eylül’leri unutmak isteyenlerin, bilinçaltlarına itilen korkunun bir öfke patlaması olarak dışavurumuydu- toplumsal hafızalara kazınmasına yol açan en önemli isimlerinden biriydi. 1974 kıbrıs harekâtı’ndan sonra, adadaki cezaevlerinde rum esir ve tutsaklara uyguladığı işkencelerle deneyim kazanan yıldıran, 24 şubat 1981’de diyarbakır cezaevi’nde 7. kolordu komutanı kemal yamak’ın verdiği yetkilerle donanmış tam bir işkence uzmanıydı. cezaevi iç güvenlik komutanı olarak göreve başladığında mahkûmlara, “türk olduğunuzu söyleyeceksiniz” şeklinde dayatmalarla işine koyulan esat oktay yıldıran, orta boylu, zayıf, kumral, 40 yaşlarında, yüz kırışıkları fazla, gözlerinin altındaki halkalar morarmış, cezaevinde her zaman komando elbiseleri ve co isimli köpeği ile dolaşır, akla, hayale gelmeyecek işkenceler uygulardı. aynı zamanda bir alkolik olan esat oktay yıldıran, koğuşlara gecenin bir vakti büyük gürültülerle girer ve mahkûmlara kıbrıs’taki işkence anılarını uygulamalı olarak anlatırdı. mahkûmlara sürekli olarak, “sizi öyle bir duruma getireceğim ki, biz sizi bıraksak dahi, siz cezaevinden çıkamayacak hale geleceksiniz” diye bağırırdı. öyle de oldu. esat oktay yıldıran’ın cezaevinde suçlu-suçsuz, örgütlü-sempatizan ayrımı yapmadan kürtlere işkencelerle biriktirdiği öfke ve nefret, dışarıda bir çatışma sürecinin başlamasına giden yolda en önemli nedenlerinden biri olacaktı. denilir ki; 1984’ten sonra başlayan öfkede diyarbakır cezaevinde uygulanan işkencelerin önemli bir etkisi olmuştur.

sabahın erken saatlerinde gardiyanların mazgallara vurmasıyla başlayan sistematik işkenceler, yıllarca bir kâbus gibi devam etti. koğuşlardan hücrelere alınan mahkûmlar, demirlere bağlanarak, kalaslarla, zincirlerle ağır işkencelere maruz kaldı. bu uygulamalarda mahkûmların çoğu kan kusuyordu. işkence sahneleri diğer mahkûmlara da izletiliyor, bu görüntülere dayanamayıp başlarını çevirenler işkence sırasına alınıyordu. kürt mahkûmlara, sık sık kendilerini inkâr etmeleri halinde iyi davranılacağını söyleyen yıldıran, uygulamalarına direnenlere diz çöktürmek için olmadık işkenceler uyguluyordu. bazı mahkûmlar işkencelere dayanamayarak intihar ediyordu. mahkûmlar hücrelere sıkıştırılıyor, üzerlerine lağım suları dökülüyor, koğuşlarda kimi mahkûmlara fare ve insan dışkısı yediriliyor, koğuşlarda birbirine tecavüz etmeleri için işkence yapılıyordu. ölüm orucu ve diğer direnişlerle yıldıran’ın uygulamalarına karşı koyan mahkûmlar, ölümün bir kurtuluş olduğunu düşünüyordu.

esat oktay yıldıran’ın cezaevinde işkence uyguladığı isimler arasında Ahmet Türk, Orhan Miroğlu, Celal paydaş ve mustafa çakmak da vardı. bu isimler, darbeye kadar türkiye büyük millet meclisi’ne halkın oylarıyla gönderilmiş milletvekilleriydi. dönemin chp mardin milletvekili ahmet türk, cezaevinden çıktıktan sonra siyasete tekrar dönecek ve 1991’de shp çatısı altında seçime giren dep listesinden yeniden meclise girecekti ve halen siyasetin içinde. celal paydaş onurlu bir avukattı. chp urfa milletvekiliydi. paydaş, diyarbakır’da yaşanılanların dışarıda gerektiği gibi bir kamuoyu tepkisi görmemesinden yakınıp durdu yıllarca, kendisine uygulanan işkenceleri asla unutmadı ve siyasetin kirlendiğini yakınlarına anlatıp, onların siyasete girmemelerini istedi. kendisi de bir daha politika ile ilgilenmedi. paydaş, gördüğü işkencelerin etkisi ile kalp krizi geçirerek 13 aralık 1988’de ankara’da hayatını kaybetti. öldüğünde henüz 48 yaşındaydı. bir dönem adalet bakanlığı görevinde de bulunan ap’li mustafa çakmak da cezaevinden çıktıktan sonra bir daha siyasete dönmedi. uzun yıllar mersin’de kalabalıklardan uzak bir hayat sürdü ve 2005 yılında yaşamını kaybetti.

esat oktay yıldıran’ın diyarbakır cezaevinde görev yaptığı dönem, türkiye cezaevi tarihinin en karanlık dönemi olarak anılır. yıldıran, 24 şubat 1981’den itibaren yıllarca diyarbakır cezaevinde işkenceci başı olarak görev yaptı. adına aksaray’da kahraman sıfatıyla bir anıt dikildi! ne enteresan değil mi?

yıldıran, 22 ekim 1988 tarihinde, güneşli bir öğlen sonrasında istanbul kısıklı’da belediye otobüsünün içinde, bir kürt militan tarafından kafasına sıkılan üç kurşunla öldürüldü. kürt militan, tetiği çekmeden önce yıldıran’a, cezaevindeki işkence mağdurlarından ve ölüm orucu eyleminde yaşamını yitiren laz kemal’in (KEMAL PİR) selamları olduğunu söylemişti.


Bu vahşeti gerçekleştiren caninin tek fotoğrafı





Hakettiği cezayı buldu ama keşke ölümü bu kadar kolay olmasaydı diyor insan. Bu cani gerçekten çok daha acılı bir ölümü hak ediyordu. Diğer Bir yandan da böylesi bir caniyi ilk fırsatta öldürmekte doğru bir adım olmuş zira eğer fırsat kollansa öldürülmemiş olsa kimbilir o da marmarise yerleşip resim çiziyor olabilirdi...
Şu konuyu baştan aşağı bir okuyun gözden geçirin ve görün ne acılar çekti bu halk ne zulümler gördü. Birde çıkıp diyorlarki cezaevini yıkıp okul yapacağız. Hayır buna kesinlikle izin verilmemeli orası müze yapılmalı. Halka açılmalı insanlarımız gidip ordaki vahşeti görsünler ne bedeller ödendiğini bilsinler...

ALINTI
__________________
[Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.]



“ Şehitlerimizin her biri bir parça vatan, her biri bir kahraman...onlar, özgür Kürdistan’ın vatanın çiçekleridir...Onlar, yeni özgür toplumda bir gül gibi dipdiri yasayacak, kıpkızıl bir gül gibi toplumun her bir köşesini süsleyecek ve özgürlük ateşinin sürekli aydınlatan alevleri olacaklar...”
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Alt 12-18-2009, 03:54 PM
zınnar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vip Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nerden: batman
Mesajlar: 52
Tecrübe Puanı: 1
zınnar is on a distinguished road
Toplam Online Süresi: 4 Hafta 4 Saat 3 Dakika 2 Saniye
Standart

onun adı cani değil canavar olmalı bence insan değilki iyiki ölmüş gebermiş paylaşım için spas
__________________
Bu sitedeki tüm logo ve markalar sahiplerinin malıdır.

Site içeriği ve grafiklerimiz izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Haberlerimizi RSS kullanarak yayınlayabilirsiniz.

Powered by vBulletin Copyright ©2008 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.

Yorumlar yazarların sorumluluğu altındadır,
geri kalan her şey © 2009 Awazaciwana Themes
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Alt 12-18-2009, 03:56 PM
zınnar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vip Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Nerden: batman
Mesajlar: 52
Tecrübe Puanı: 1
zınnar is on a distinguished road
Toplam Online Süresi: 4 Hafta 4 Saat 3 Dakika 2 Saniye
Standart

insanlara hayvan muamelesi yapılmış yazık değilmi lanet olsun o canavarlara
__________________
Bu sitedeki tüm logo ve markalar sahiplerinin malıdır.

Site içeriği ve grafiklerimiz izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Haberlerimizi RSS kullanarak yayınlayabilirsiniz.

Powered by vBulletin Copyright ©2008 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.

Yorumlar yazarların sorumluluğu altındadır,
geri kalan her şey © 2009 Awazaciwana Themes
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Dem ji bo me ne giringe ji ber ku em xwe hertim dighînine demê

Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Kurd Top List
Sitemap
1, 2, 6, 7, 8, 106, 12, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 117, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 79, 82, 83, 84, 85, 122, 96, 94, 95, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 128, 118, 119, 120, 121, 123, 124, 125, 127, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 149, 150, 171, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 148, 199, 200, 201, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 172, 173, 178, 175, 174, 176, 177, 183, 179, 180, 181, 182, 184, 185, 186, 187, 189, 190, 188, 191, 193, 192, 194, 195, 196, 197, 198, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214,